İnsan, toplum içinde yaşayan bir varlıktır. Doğum ile başlayan hayat serüveni, çocukluk, gençlik, yetişkinlik ve yaşlılık basamaklarından geçip ölümle nihayete erer. İnsanın geçirmiş olduğu bu hayat evrelerine Kur’an-ı Kerim şu ayette dikkat çeker:

“O, sizi (önce) topraktan sonra az bir sudan, sonra “alaka”dan yaratan sonra sizi (ana rahminden) çocuk olarak çıkaran sonra olgunluk çağına ulaşmanız, sonra da ihtiyarlamanız için sizi yaratandır. İçinizden önceden ölenler de vardır. Allah bunları belli bir zamana erişmeniz ve düşünüp akıl erdirmeniz için yapar.”
Değerli Kardeşlerim!

Ayeti Kerimede de ifade edildiği gibi doğum ve ölüm gibi yaşlılık da ilahi kanunun gereğidir, ömrü vefa eden her insan kendini ihtiyarlık çağında buluverir. Yaşlılık hayatın kaçınılmaz bir gerçeği ve her canlıyı bekleyen bir süreçtir. Nitekim Peygamberimiz (s.a.s) : “Allah her hastalık için mutlaka bir deva vermiştir. Ancak bir dert müstesna, o da ihtiyarlıktır.”  buyurarak insan için yaşlılığın kaçınılmaz olduğu gerçeğini haber vermiştir.

Yaşlılık, yaradılışın tersine çevrilmesi, yani ikinci bir çocukluk dönemidir. Artık bu devrede insan, güçlülük yerine acizlik, sağlık yerine hastalık gibi hallerle baş başa kalır.

Kur’an-ı Kerimde yaşlılıktan bahseden bir ayette “Erzelil-umur” (Ömrün en zor/en güç çağı)  tabiri kullanılmakta ve Sevgili Peygamberimiz: “Allahım! Acizlikten, tembellikten, korkaklıktan ve ihtiyarlıktan sana sığınırım.”  dualarıyla yaşlılığın en güç halinden Allaha sığınmaktadır.

Muhterem Okurlarım!

Hayatlarının en aciz çağında olan ve pek çok şeyini geçen yıllarla yitirmiş olan yaşlılara saygı ve hürmet gösterilmesi gerektiğini öğütleyen Peygamberimiz şöyle buyurmaktadır: “Küçüklerimize acımayan, büyüklerimize saygı göstermeyen bizden değildir.”   O, yaşlı insanları çocuklarla eşdeğer görmüş: “İçinizde masum çocuklar ve beli bükük yaşlılar olmasaydı belalar başınıza sel gibi akacaktı.”  sözleriyle yaşlıların Yüce Allahın rahmetine ne kadar yakın olduklarını ve bu sebeple onlara saygıda kusur edilmemesi gerektiğini ifade etmiştir.

Sevgili Gençler!

Duygusallığın en yoğun olduğu bu dönemde yaşlıları rencide edecek, incelmiş ruhlarını üzecek, kalplerini kıracak tavırlardan kaçınmak gerekmektedir. Çünkü bugün, gücümüz kuvvetimiz yerinde, gençliliğimize ve güzelliğimize güveniyoruz. Ama ömür kifayet ederse yarın bizler de yaşlanacağız. Eğer yaşlılık çağında ilgi ve hizmet bekliyorsak yaşlılarımıza hürmeti, saygıyı, bir yük olarak değil, görev olarak görmeliyiz.

Sevgili Peygamberimiz (s.a.s)’in şu hadis-i şerifiyle konumuzu sonlandıralım.

“Herhangi bir genç, yaşından dolayı bir ihtiyara hürmet ederse Cenab-ı Allah (c.c) da yaşlılığında ona hizmet edecek kimseler gönderecektir.”

Misafir Avatar
İsim
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Misafir Avatar
Minik k_z 1 yıl önce

teşekkür ederim :)